Yangın Kayıpları Kader Değildir

Son yıllarda giderek sıklaşan orman yangınları, ülkemizin karşı karşıya olduğu en önemli risklerden biri haline gelmiştir. Orman yangınlarının yalnızca ekolojik değil, ekonomik ve sosyal etkileri de giderek ağırlaşmaktadır. Yangınlar tarım alanlarını, yerleşim yerlerini, altyapıyı ve biyoçeşitliliği tehdit ederken; kırsal ekonomiyi zayıflatmakta ve halk sağlığını tehdit etmektedir.

İklim krizinin etkisiyle artan sıcak hava dalgaları yangınları yayılma hızını ve şiddetini artırırken, uygulanan rant odaklı kentleşme politikaları, denetimsizlik ve plansızlık orman alanlarımızda insan faaliyetlerini yoğunlaştırmaktadır.

Ormanlara dair koruma statülerinin 2B uygulaması ve Orman Kanunu Ek 16. Madde gibi düzenlemelerle zayıflatılması, orman ekosisteminin ayrılmaz parçası olan açıklık ve taşlık alanların orman sahası dışına çıkarılarak yapılaşmaya açılması, kıyı ve orman alanlarının turizm ve maden yatırımlarına tahsis edilmesi, orman bitişiğindeki tarım alanlarının konut ve sanayi kullanımlarına açılması, merkezi ve yerel yönetimler arasındaki koordinasyon ve işbirliği eksikliği  ve yetersiz müdahale kapasitesi gibi etmenlerle birlikte, yangınlar “kontrol edilebilir doğa olayları” düzeyini aşıp, sadece orman alanlarını değil yerleşimlerimizi de tehdit eden çok boyutlu bir sorun haline gelmiştir.

Ülkemizin farklı bölgelerinde yaşanan orman yangınları, doğal ekosistemimizle birlikte yerleşim alanlarımızı, geçim kaynaklarımızı ve geleceğimizi tehdit eder duruma gelmiştir. Orman yangınlarının yıldan yıla daha da yoğunlaşması bu konuya dair kapsamlı bir stratejinin hayata geçirilmesini elzem kılmaktadır.

Orman Genel Müdürlüğünün istatistiklerine göre, 2000-2009 yılları arasında yıllık ortalama 2091 orman yangını yaşanmışken, 2024 yılına gelindiğinde bu sayı 3797 olarak kayıtlara geçmiştir. Aynı şekilde, 2000-2009 yılları arasında yıllık ortalama 8500 hektar orman alanı zarar görmüş, 2024 yılında ise  27.485 hektar alan yangınlardan  etkilenmiştir. Türkiye’de orman yangınlarının son yıllarda sıklık ve etki bakımından dramatik bir artış gösterdiğini kanıtlayan bu tablo; iklim değişikliği, yanlış arazi kullanımı, rant odaklı yerleşme politikaları ve yetersiz önleyici tedbirlerin birleşiminin yarattığı kırılganlığı açıkça ortaya koymaktadır(Orman Genel Müdürlüğü, 2024).

Orman yangınları yalnızca ülkemizde değil, dünyanın dört bir tarafında tarih boyunca yaşanmış ve önümüzdeki dönemde de yaşanmaya devam edecektir. Doğal döngü içinde ormanların kendini yenilemesine ve hâkim türlerin yanı sıra farklı türlerin de yaşam bulmasına fırsat tanıyabilecek orman yangınları, ülkemizde ise çoğunlukla insan faaliyetlerinden kaynaklanmaktadır. Yangınların sıklığının artması ve etkili bir müdahale, önleme ile yönetim stratejisinin bulunmaması ise bu durumu ciddi bir kriz hâline getirmiştir.

Uluslararası Uygulama Örnekleri
Dünyanın birçok farklı bölgesinde yangınlar konusunda oldukça kapsamlı çalışmalar yürütülmüş ve alınan önlemler de yasal ve yönetsel çerçevede bağlayıcı hale getirilmiştir.

Avustralya – AS3959 Standartları ve Orman Yangını Yönetimi (BMO) Belgesi
Sahip olduğu yanıcı bitki örtüsü sebebiyle yangınlarla sık sık karşı karşıya kalan Avustralya’da, merkezi hükümet tarafından uydu verileri yardımıyla yangın risk haritası çıkarılmakta, bu harita üzerinden risk durumu anlık olarak takip edilmektedir.  Ayrıca yangın riski yüksek olan alanlardaki her türlü yapılaşma ve müdahalenin ilgili belediyenin onayına sunulması yasayla zorunlu hale getirilmiştir. Belediyenin onay aşamasında başvuracağı tüm standartlar da Ulusal İtfaiye Kurulu (CFA) tarafından hazırlanan ve yasal bağlayıcılığı olan Orman Yangını Yönetim Belgesinde (Bushfire Management Overlay) belirlenmiş durumdadır.  Söz konusu belge çerçevesinde, orman yangınlarına maruz bölgelerde yapılacak inşaatlarda; yangına dayanıklı malzeme kullanımı, doğru yer seçimi, bitkilendirme kriterleri ile çevresinde “asset protection zone” (savunma bölgesi) (Şekil 1) tanımlanmasını zorunlu kılan standartlar uygulanmaktadır. Ayrıca yangın riski yüksek bölgelerdeki yerleşimlerde yangın anında, birinin kullanılmaması durumunda sorun yaşanmaması için en az iki farklı tahliye yolunun belirlenen ölçülerde açılması zorunlu tutulmaktadır. Bununla birlikte bu bölgede yaşayan halkın yangın anında görev üstlenebilmesi için kendilerine eğitim verilerek gerekli teçhizatlar sunulmakta, orman içindeki yerleşim yerlerinde belirlenen kapasitelerde yangın su tanklarının bulunması zorunlu tutulmaktadır. Böylece yerleşimlerin ve ormanların zarar görme riski azaltılırken, toplumsal farkındalık da artırılmaktadır (Country Fire Authority, 2017).

Şekil 1 Yapı Çevresi Savunma Alanlarının Belirlenmesi (Asset Protection Zone)

Kanada – FireSmart Kanada Belgesi
Kanada, sahip olduğu boreal (iğne yapraklı) ormanlarının yangına karşı kırılgan olması ve yaz aylarında düşük nem, yüksek sıcaklık ve şiddetli rüzgarların görüldüğü bir coğrafyada bulunması sebebiyle sadece 2023 yılında 18 milyon hektar ormanlık alanın yangından zarar gördüğü ve yangınların sıklıkla yaşandığı bir ülkedir. Bu sebeple, yangın kaynaklı risklerin azaltılması ve müdahale araçlarının belirlenerek yangınların yönetilmesi amacıyla kapsamlı, mevzuat temelli önlemler yürürlüğe konmuştur.

Kanada Kurumlararası Orman Yangını Merkezi (CIFFC) tarafından yürütülen FireSmart Kanada Belgesi, orman yerleşimlerinde ve yerleşim alanları ile ormanlar arasındaki geçiş (WUI) bölgelerinde yangın kaynaklı riskleri en aza indirmek için yürütülen ulusal bir plan belgesidir. Yasal bağlayıcılığı da bulunan bu belge çerçevesinde,  yüksek yangın riskli alan olarak belirlenen bölgelerde yapılaşma süreçleri yürütülmekte, uyulmadığında veya izinsiz müdahalelerin yapıldığı tespit edildiğinde önemli miktarda cezalar uygulanmaktadır.

FireSmart Kanada Belgesine göre, orman içi yerleşimlerde yer alan yapılarda kullanılacak malzemeler belirlenmekte ve yerleşim-orman ilişkisinin güvenli bir şekilde sağlanması için yapıdan başlayarak kent bütününe kadar üç farklı katman (Şekil 2) tariflenmektedir. Yapının hemen çevresini oluşturan ilk çeperde (0-1.5 m) yapının yanıcı olmayan malzemelerden inşa edilmesi şart koşularak yakın çevresinde ve yer döşemelerinde ahşap gibi yanabilir malzemelerin bulunması yasaklanarak bu çekirdek alanın yangın geçirmez alan olması sağlanmaktadır. İkinci çeperde, (1.5m-10m) bitki yoğunluğunun azaltılması ve yanıcı peyzaj elemanlarının kullanılmaması sağlanmaktadır. Üçüncü çeperde ise, (10m-30m) yangın yayılımını azaltacak bir savunma alanı kurgulanmakta; bu alanda periyodik olarak ölü bitkilerin temizlenmesi ve ağaçların, bitişiğindeki orman alanına kıyasla seyreltilmesi sağlanmaktadır.

Şekil 2 Yangına Duyarlı Konut Bölgesi Katmanları

Üçlü koruma çeperlerinin yanında, acil durum erişimini sağlamak üzere alternatifli tahliye yollarının inşası gerekmektedir. Yolların yanmaz malzemeden tabelalarla donatılması ve bu yollarda  yatay ve dikey olarak gerekli açıklık mesafelerinin  korunması için periyodik budama ve bakım yapılması zorunlu hale getirilmektedir(Canadian Interagency Forest Fire Centre, 2022).

İspanya – Yasal Düzenlemeler ve Mekânsal Önlemler
Akdeniz İklim Kuşağı’nda bulunan ve iklimsel özellikler itibariyle ülkemize en çok benzeyen ülkelerden biri olan İspanya’da merkezi ve yerel yönetimlerin yangın önlemleri konusunda mevzuatta tanımlanmış yetkileri itibariyle ülkemiz açısından örnek olma potansiyeline sahiptir.
2003 yılında yürürlüğe konan Ley de Montes (Orman Yasası) ve 2006’daki Orman Yangınlarını Önleme Yasası ile birlikte, orman-yerleşim sınırlarında yangın riskini azaltmaya yönelik zorunluluklar getirilmiştir.

Öncelikle, yerleşim alanları ile ormanlar arasında 500 metrelik tampon bölge oluşturulması şart koşulmuştur. Bu bölgelerde bitki örtüsünün temizlenmesi, yanıcı maddelerin uzaklaştırılması ve ağaç seyreltme çalışmalarının yapılması zorunlu hale getirilmiştir.

Özel mülkiyetteki arazi sahipleri, arazilerini düzenli olarak temizleyip yangın riskini azaltma ile yükümlü hale getirilmiştir. Belediyeler ise mülk sahiplerinin bu sorumluluklarını yerine getirip getirmediğini denetlemek ve yerine getirilmediğinin tespit halinde yaptırım uygulamak ile yetkilendirilmiştir.
Belediyeler, kendi yetki alanlarında yangın risk haritaları çıkarmak, bu haritalara göre tahliye planlarını yapmak ve acil durum yollarını planlamak zorundadır.

Orman sınırına yakın bölgelerde inşa edilen konut, turizm gibi kullanımlar için yanmaya dayanıklı malzeme kullanımı yasal bir zorunluluk haline getirilmiştir. Ayrıca, orman ile etkileşimli tüm alanlarda yapılacak her proje için “yangın güvenlik planı” zorunlu tutulmaktadır (Ministry for the Ecological Transition and the Demographic Challenge, 2022).

Ülkemizde neler yapılabilir?
Kanada, Avustralya ve İspanya’daki örneklerin yanında çok sayıda ülkede yangın kaynaklı risklerin asgari düzeye indirilmesi için kapsamlı önlemlerin hayata geçirildiği ve mevzuatta gerekli düzenlemelerin yapıldığı bilinmektedir. Ülkemizde ise maalesef, orman yangınlarından kaynaklı risklerin yönetilmesi için kapsamlı bir politika yaklaşımının hayata geçirilmediğini her yangında yeniden görmekteyiz. Bu sebeple, yaşanan acılardan ders alarak, yeni kayıpların yaşanmaması için kapsamlı bir belge hazırlamak acil bir görev olarak önümüzde durmaktadır.

Bu çerçevede,

  • Kentsel yapılı çevrenin orman alanları üzerinde büyümesi bir yana kentin uzantısı olan enerji santralleri, madenler, turizm işletmeleri ve bunlar için gerekli olan lojistik/teknik altyapı doğal ekosistemin parçalanmasına yol açarak yangın riskini artırmaktadır. Bununla birlikte genişleyen kentsel faaliyetler orman varlığının korunmasında,  yenilenmesinde ve acil durumlarda ivedi müdahale edilmesinde önemli bir işleve sahip olan kırı da yok ederek riskleri katlamaktadır. Bu sebeple, orman ve yerleşim yerleri arasındaki ilişkinin ve riskleri azaltacak teknik önlemlerin ötesinde öncelikli olarak bugüne kadar benimsenen, rant odaklı yayılmacı kentleşme yaklaşımının değiştirilmesi hayati öneme sahiptir.
  • Orman Kanunu Ek-16 Madde ile orman ekosistemin parçası olan alanları orman sınırı dışına çıkararak yapılaşmaya açma uygulamalarına son verilmelidir.
  • İklim kriziyle uyumlu planlama için İklim Yasası ile afet ve iklim uyum stratejileri kamu yönetiminin ve planlama süreçlerinin zorunlu parçası haline getirilmelidir.
  • Merkezi düzeydeki bir koordinasyonla, yerel yönetimlerin ve ilgili tüm kurumların katkı ve desteği alınarak ulusal ölçekte geçerli bir yangın yönetim ve müdahale belgesi hazırlanmalıdır. Bu belge, imar mevzuatına Yangın Riskli Alanlarda Yapılaşma Yönetmeliği  olarak eklenmeli ve ilgili diğer kanun maddelerine de belgedeki hükümler eklenerek bağlayıcı hale getirilmelidir. Bu belge, orman ve yerleşim alanları arasında insan etkileşimi kaynaklı riskleri asgari düzeye çeken, belirlediği standartlarla bu tür geçiş alanlarında yapılaşma koşullarını ve malzemeleri tarifleyen, tahliye yolları gibi mekânsal düzenlemeleri yönlendiren bir içerikte olmalıdır.
  • Belediyelerin ruhsat ve izin süreçlerinde söz konusu belgede tanımlanan standartların belirleyici olması sağlanmalı, uygunsuz yapılaşma veya çevresel düzenlemelerin yapıldığının tespiti halinde belediyelere yaptırım yetkisi verilerek belgedeki kriterlerin uygulanması sağlanmalıdır.
  • Toplumsal farkındalık ve sahiplenmenin sağlanabilmesinin yanında yangın anındaki müdahale kapasitesinin artırılması için orman yerleşimlerindeki yurttaşların gerekli teçhizata sahip olması sağlanmalı, gerekli eğitim süreçleri tamamlanmalı ve yüksek yangın riski bulunan alanlarda belirlenen büyüklükteki su deposu gibi yapıların altyapısı ivedilikle tamamlanmalıdır.
  • Termal uydu görüntülerinden de faydalanarak ülkenin tamamına dair yangın risk haritasının çıkarılması ve bu haritanın sürekli olarak takip edilerek erken uyarı sistemlerinin hayata geçirilmesi gerekmektedir.
  • Yangın erken uyarı sistemleri, yangın söndürme hava filosu ve kara ekipmanları ülkemizin afet-acil gündemi olarak ele alınarak güçlendirilmelidir ve afet riski yüksek belediyeler desteklenmelidir.
  • Yangın yaşanan alanlardaki rehabilitasyon çalışmaları ekosisteme zarar vermeyecek şekilde, tüm canlıların yaşam hakkını ve ekolojik bütünlüğü gözeten bir yaklaşımla, yangına karşı dirençli bitki türleri önceliklendirilerek yapılmalıdır.
  • Yüksek yangın riski bulunan alanlarda belirlenen koruma çeperlerinin gerekleri doğrultusunda, ağaç seyreltme çalışmalarının yapılması, yapı ve çevresinde kullanılan yanıcı malzemelerin değiştirilmesi sağlanmalı; biriken ölü bitkilerin kontrollü biçimde yakılması konusunda yurttaşlar bilinçlendirilmeli ve gerekli çalışmalar toplumun da katılımıyla yürütülmelidir.

Elbette yangın risklerinin yönetilmesi çok disiplinli, kapsamlı çalışma gerektiren bir alandır ve vurgulamak gerekir ki en bütüncül çözüm, doğal alanları bir meta olarak gören kapitalist kentleşme paradigması yerine doğayı ve yaşamı önceleyen bir yaklaşımın hakim hale gelmesi için mücadele etmektir. Bununla birlikte, yangınların her geçen gün artan sıklığı karşısında hızla adım atmak, mesleki bilgi ve birikim çerçevesinde mekânsal ve idari düzlemde çözümler üreterek bu çözümlerin hayata geçirilmesi için çaba sarfetmek de önümüzde duran en acil görevlerden biridir.

Yaşamı koruyan, ekosistemin tüm bileşenlerini gözeten ve kamu yararını odağa alan bütüncül ve kapsayıcı bir yönetim anlayışıyla bir an önce yola koyulmak elzemdir.
Detaylı ve çok paydaşlı bir çalışma süreciyle gerekli önlemlerin belirlenerek hayata geçirilmesiyle, yangın anlarında çaresizce verilen kayıplara üzülmenin ötesinde, henüz yangınlar yaşanmadan riskleri yönetebilir, yaşanacak olası acıları önleyebilir ve yangın kaynaklı kayıpları “kader”  olmaktan çıkarabiliriz.

  • Yazının özet hali 23 Ağustos 2025 tarihli Birgün Gazetesi’nde yayımlanmıştır.

Kaynakça
Canadian Interagency Forest Fire Centre (CIFFC). (2022). FireSmart Canada guide. CIFFC.
Country Fire Authority. (2017). Bushfire management overlay (BMO) guidelines. Victoria State Government.
Ministry for the Ecological Transition and the Demographic Challenge. (2022).
Strategic guidelines for wildland fire management in Spain. Ministry for the Ecological Transition and the Demographic Challenge.
Orman Genel Müdürlüğü. (2025). Orman yangınları istatistikleri 2000–2024. Orman Genel Müdürlüğü.