Sermaye Çelişkilerini Konut Projeleri Üzerinden Okumak

Sermaye Çelişkilerini Konut Projeleri Üzerinden Okumak

Günümüzde dünya nüfusunun %50’den fazlası kentlerde yaşamaktadır ve nüfusun hızlı bir şekilde artması ileride bu sayının yükseleceğini göstermektedir. Nüfusun hızlı bir şekilde artması beraberinde artan konut ihtiyaç ve talebini de getirirken sürekli değişim ve dönüşüm içerisinde olan kentlerin bu pratikleri hangi koşullar çerçevesinde gerçekleştirdiğini de düşünmeyi gerekli kılmaktadır. Kentlerin, ekonomik ve toplumsal ilişkilerden bağımsız olarak düşünülmemesi gerekirken günümüzde bu durum kentlerin yalnızca ekonomik ilişkilerden bağımsız düşünülemediği bir noktaya ulaşmıştır. Ekonominin güçlenmesine hizmet eden araçlara dönüşen kentler aynı zamanda sermayenin çıkarlarına göre hareket eden yerlere dönüşmüş durumdadır. Kentlerin sermayenin çıkarlarına göre hareket ettiğini gösteren alanlar arasında ise büyük yatırımlarla birlikte kısa süreler içerisinde gerçekleştirilen konut alanları yer almaktadır. Konut alanlarının barınma gibi temel bir ihtiyacı karşılayan hizmet olmaktan uzaklaşması ve dünyanın birçok yerinde nüfus ve konut sayısı arasındaki dengenin kurulamaması ise günümüzde birçok insanın sağlıksız koşullar içinde yaşamasına neden olmaktadır. Dolayısıyla bu durum uygulanan konut projelerinin kimler tarafından ve kimler için yapıldığı sorularını tekrar düşünmeyi gerekli kılmaktadır. Bu noktada yakın tarihlerde sermaye ve büyüme odaklı gerçekleştirilen konut projelerinin sonuçlarını görmek ve bazı soruları tekrar sormak adına aşağıda verilen örnekleri incelemenin faydalı olacağını düşünüyorum. 

1.Kangbashi (Ordos)

Çin, konut projelerine yaptığı büyük yatırımlarla birlikte ekonomisini giderek güçlendirirken gerçekleştirdiği projeler üzerinden sermayenin mekânsal çelişkilerinin okunmasını da mümkün kılmaktadır. 1949 yılında Komünist Parti’nin iktidara gelmesinden bu yana 600’den fazla yeni şehir kurmuş olan Çin, yeni şehir inşası için küresel merkez üssüdür. Çin’in kırsal olarak sınıflandırılmış bölgelerden, yeni kentsel-sınıflandırılmış idari alanlar yaratmak yoluyla elde edilmiş yeni şehirlerinin çoğu, iddialı yeni imar planlarına bir ölçüde bağlı olsa da şu anda kentsel Çin olarak kabul edilenlerin neredeyse tamamı (Pekin, Şanghay ve Guangzhou gibi şehirlerin tarihi bölgeleri olan belirgin istisnalarıyla) son otuz yılda sıfırdan inşa edilmiştir. [1]

Görsel 1: Kangbashi-Ordos

Kangbashi, Çin’in İç Moğolistan’daki Ordos şehrinde yer alan ve kömür rezervleri açısından zengin olan kentsel bir bölgedir. Kangbashi, 2003 yılında Ordos yetkilileri tarafından 1 milyon nüfus kapasiteli bir yerleşim olarak planlanmaya başlanmıştır. Bölgenin rezervleri yatırımcılar açısından bölgeyi cazip kılarken yapılan yüksek miktarda yatırımların desteği ile birlikte yerleşim bölgesi 2005-2010 yılları arasında inşa edilmiştir. Kangbashi, Sovyet mimarisinden etkilenen ve insan-yapı ölçeği dengesinin kurulamadığı konut alanlarının yanı sıra stadyum, tiyatro, müze gibi gösterişli mimari özelliklere sahip yapılar bulundurmaktadır. Bölge yalnızca abartılı büyüklüklere sahip yapılar ve yollarla değil aynı zamanda sermayenin mekân üzerinde yarattığı sosyal eşitsizlikler nedeniyle de bulunduğu çevreden ayrılmaktadır. Kangbashi, inşaatı tamamlandıktan sonra uzun bir süre nüfus çekememesi üzerine çeşitli medya platformlarında Hayalet Şehir (Ghost City) olarak adından sıkça bahsettirmiştir. Uygulanan tasarım anlayışının yanı sıra bölgenin uzun süre nüfussuz kalmasının başlıca nedenleri arasında ise, projenin plan ve uygulama süreçlerinin bölgedeki nüfusun gelir dağılımından ayrı tutulması ve bu durumun bir yansıması olarak konut fiyatlarının bölgede yaşayan insanların ödeme güçlerini aşması yer almaktadır. Bölge uzun süre boş kaldıktan sonra yeniden düzenlenen fiyat seçenekleri ve teşviklerle birlikte nüfusunu artırmaya başlamıştır. 

2.Chenggong (Kunming)

Görsel 2: Chenggong (Kunming)

Chenggong, Çin’in Yunnan Eyaleti’nin başkenti olan Kunming’in yedi bölgesinden biridir. Bölgede uygulanan konut projesi, Çin’in yüksek miktarda yatırım yapması ve eski Chenggong bölgesinin 2011 yılında Danıştay tarafından feshedilerek onaylanması sonucunda gerçekleşmiştir. Bölge, Kangbashi ile benzer bir süreç geçirerek tamamlandıktan sonra uzun bir süre planlanan nüfusun oldukça altında kalmıştır ve bu durum çok sayıda konutun boş kalmasına neden olmuştur. Çin’in konut projelerini toplumsal çıkarlardan ayrı tutması ve ekonomik büyümenin ayrılmaz bir parçası olarak görmesi kalabalık nüfusuna ve bununla birlikte ortaya çıkan konut ihtiyacına rağmen Chenggong gibi yeni yerleşim bölgelerinin uzun süre boş kalmasına neden olmaktadır. Uzun süre boş kalan bölgeye nüfus çekmek için altyapı sistemlerinin geliştirilmesi ve farklı fiyat seçenekleri sunulması adına büyük bir çaba gösterilmesi ise projenin plan ve tasarım süreçlerinin başlangıçtan itibaren bölgede yaşayan insanlardan ve ekonomik durumlarından bağımsız bir şekilde gerçekleştiğini göstermektedir.

3.Seseña (Toledo) 

Görsel 3: Sesena-Toledo

Kentleşmenin ivme kazandığı 2000’li yıllarda sayıları hızla artan konut projelerinden biri olan Sesena, Madrid’in güneyinde yer alan Toledo eyaletinde bulunan bir yerleşimdir. Diğer örneklerle benzer süreçlerden geçen Sesena’nın proje onay süreci kısa süre içerisinde gerçekleşmiş ve özel bir şirket tarafından hızlı bir şekilde inşaatına başlanmıştır. Günümüzde yapılan birçok konut projesinde olduğu gibi yaşanabilir yerleşimler yapma düşüncesinin giderek terk edildiğini gösteren projelerden biri olan Sesena, başarısızlıkla sonuçlanan diğer projeler arasında yer almaktadır. Proje ve konut satışları büyük bir oranda tamamlandıktan sonra yerleşimin elektrik, su ve kanalizasyon gibi altyapı çalışmalarının olmadığı ortaya çıkmıştır. Altyapı sistemi gibi önemli bir konunun projenin yapımı öncesinde ve esnasında düşünülmemiş olması projenin başlangıçtan itibaren hangi karar ve tasarım süreçlerinden geçtiği konusunda birçok soru işareti bırakmaktadır. Projenin bitiş sürecinin 2008 ekonomik krizinin başlangıcına denk gelmesi ve projenin mevcut talep değerlendirilmeden gerçekleşmesi de altyapı eksikliği kadar bölgede nüfus dengesizliğini oluşturan sebepler arasında yer almaktadır. Dolayısıyla konut projelerinin ve birçok plan-proje süreçlerinin ekonomik, toplumsal ve sosyal konulardan ayrı tutulması ve odağına sermaye gruplarının çıkarlarını alması, Sesena örneğinde görüldüğü üzere konutun asıl hizmetini etkili bir şekilde gerçekleştirememesi ile sonuçlanmaktadır.  İlerleyen yıllarda yerleşim bölgesine altyapı hizmetlerinin sağlanması ile birlikte bölge nüfusunu artırmaya başlamıştır.

4.Kilamba (Angola)

Görsel 4: Kilamba-Angola

Çin’in büyük yatırımlarla gerçekleştirdiği konut projeleri sınırlarını diğer ülkelere yayılacak şekilde genişletmektedir. Bu durumun örneklerinden biri de Afrika’nın güneybatısında yer alan Angola bölgesinde uygulanan Kilamba konut projesidir. Proje, yaklaşık 500.000 kişilik nüfus öngörülerek 5.000 hektara yayılan bir alanda okul ve ticaret alanları gibi karma kullanımlar bulunduran bir uydu kent örneğidir. Yukarıda verilen diğer örneklerle benzer özellikler taşıyan yerleşim bölgesi yapıldıktan sonra çok uzun bir süre boş kalmıştır. Yerleşimin merkeze uzaklığı, fazla sayıda konut yapmak adına konut metrekarelerinin düşürülmesi ve ortak alanların az sayıda olması projenin yaşanabilirlik kriterlerini sorgulatmaktadır. Yerleşimin tüm bu eksikliklerinin yanı sıra boş kalmasının asıl ve önemli sebepleri arasında ise konut fiyatlarının yüksek olması yer almaktadır. Angola’nın nüfusu ve nüfusu karşılayamayan konut sayıları değerlendirildiğinde bölgede önemli miktarda konut ihtiyacı olduğu gözlenmektedir. Mevcut konut ihtiyacına rağmen yeni yapılan 500.000 kişilik bir yerleşimin uzun bir süre boş kalması ise konut alanları üzerinde yaratılan çelişkinin daha net okunmasını sağlamaktadır. Angola’nın, orta sınıfın bulunmadığı zengin ve yoksul insanların ağırlıkta olduğu bir bölge olması yüksek fiyatlara sahip konutların neden uzun süre boş kaldığını da açıklamaktadır. Kilamba, uzun bir süre Çin yatırımı ile uygulanan diğer hayalet yerleşimler arasında yer aldıktan sonra gerçekleşen seçimler esnasında vaat edilen teşvik ve fiyat düzenlemeleri ile birlikte nüfusunu artırmaya başlamıştır.

Sonuç Yerine

  Günümüzde kentlerin giderek çevre ve insan odaklı yerler olma düşüncesinden uzaklaşarak sermaye gruplarının çıkarlarına göre şekillenmesi ve bu durumun en sık uygulandığı alanlardan biri olan konut projelerinin yarattığı çelişkiler incelenen örnekler üzerinden de görülmektedir. Ortaya çıkış amacı insanların barınma gibi temel bir ihtiyacını karşılamak olan konutların giderek bu amacından uzaklaşması ise yapılan projelerin yaşanabilirlik kriterinden uzak yerleşimler olarak ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Konut projelerinin plan, karar ve uygulama süreçlerinde nüfus, konut ihtiyacı ve kullanıcı grubunun ekonomik durumu gibi önceden düşünülmesi gereken kriterlerin göz ardı edilmesi ise konut alanlarının boş kalmasına ve hayalet yerleşimlere dönüşmesine neden olmaktadır. Konut fiyatlarının bölgede yaşayan nüfusun ekonomik durumundan ayrı tutulması ise fiyatların ödeme gücünü aşması durumu ile sonuçlanmaktadır. Çin Ulusal İstatistik Bürosu Baş Ekonomisti bu durumu ‘Pekin’deki konut fiyatları gülünç bir şekilde sürekli artıyor’ olarak açıklamaktadır. Genç bir çift yeni bir ev satın almak istiyorsa, ebeveynlerinden ve büyükanne ve büyükbabalarından her iki taraftan da desteğe ihtiyaçları vardır. Üç neslin tasarrufları tek bir ev satın almaya hak kazanmıştır.[2] Çin’de kentsel alanda bir ev, kişi başına düşen milli gelirden 8.3 kat daha fazla ve bir çiftçinin kişi başına düşen gelirinden ise 28 kat daha fazladır. [3] Konut sahibi olma konusunda yaşanan bu durum yalnızca Çin’e özgü bir durum olmamakla birlikte birçok ülkede de benzer durumlar yaşanmaktadır. 

Özetleyecek olursak, büyük yatırımlarla gerçekleştirilen konut projelerinin uzun süre boş kalması söz konusu konut projelerinin kullanıcı grubu, yapım amacı ve tasarım kriterlerinin belirlenmesini etkileyen koşulların üzerine tekrardan düşünmeyi gerekli kılmaktadır. Artan konut ihtiyacına rağmen bu durumu zorlaştıran konut fiyatları ve yaşanabilir alanların giderek azalması ise kullanıcı ihtiyacını ve yaşanabilirlik kriterini karşılamaktan uzak projelerle sonuçlanmaktadır. Bu durumun daha fazla derinlik kazanmasının önüne geçmek için Lefebvre’nin, ‘’Şehir sakinleri şehir kurma sürecinden yabancılaştırılmamalı, daha katılımcı ve toplum odaklı olmalıdır. Eşitsizliği ortadan kaldırmak için siyasetçiler, bürokrasi, sivil toplum, araştırma ve eğitim kurumları, teknokratlar, pazar ve son olarak tüm ‘halkın’ kendileri için en önemli olanı içeren katılımcı şehircilik tarafından eşitsizlik düşürülmelidir.’’ [4] sözünü bu noktada dikkate almak gerekmektedir. Dolayısıyla yaşanabilir kentlerin oluşması için kentlerin sermaye çıkarlarından ayrı tutulmasını ve kullanıcıları tarafından şekillenmesini sağlayacak stratejileri izlemek gerekmektedir.

Kaynakça

[1] Orijinal kaynak: https://www.forbes.com/sites/wadeshepard/2017/12/12/why-hundreds-of-completely-new-cities-are-being-built-around-the-world/#7a1be80714bf

https://medium.com/@erenozkaradeniz/ni%C3%A7in-d%C3%BCnyan%C4%B1n-her-yerinde-tamamen-yeni-%C5%9Fehirler-i%CC%87n%C5%9Fa-ediliyor-1-c2dedbb6ddde (Kaynağın çevirisi)

[2] East Asia Forum. (2012). ‘Green Book’. Shanghai.

[3] Gottdiener, M. Budd, L. Lehtovuori. (2016). ‘Key Concepts in Urban Studies’. SAGE Publications. New Delhi.

[4] Lefebvre, H. (1967). Şehir Hakkı.

  1. Beltran Rodriguez, M. Sesena- The empty city
  2. https://planningtank.com/city-insight/urban-dichotomy-capitalism-urbanization
  3. https://www.bbc.com/news/world-africa-18646243

Görsel 1: https://io9.gizmodo.com/chinas-brand-new-abandoned-cities-could-be-dystopian-m-1238731420

Görsel 2: https://china-underground.com/2011/05/28/ghost-town-in-china/

Görsel 3: http://chaulong10119.weebly.com/blog/ghost-town-a-product-of-economic-collapse

Görsel 4: https://panafricanvisions.com/2014/10/kilamba-angolas-chinese-built-ghost-town-view-see-pictures/

Tags:

Yorum Yap